Metropollerin sokaklarında uzunca bir süredir dikkatli gözlerden kaçmayan bir değişim yaşanıyor. Bir dönem tabelalardan sokaktaki insan yoğunluğuna kadar her yerde kendini hissettiren o yoğun sığınmacı dalgası, yerini gözle görülür bir tenhalığa ve sakinleşmeye bırakıyor.
Suriye'de Yeni Dönem ve Eve Dönüş Dalgası
Bu azalmanın en somut ve birincil nedeni, sınırımızın hemen ötesinde, Suriye'de yıllardır süren savaş ortamının yerini yeni bir düzene bırakmış olması. Şam’daki köklü rejim değişikliği ve çatışmaların büyük oranda durması , yıllardır vatan hasreti çeken yüz binlerce insan için bir dönüm noktası oldu. Güvenlik kaygılarının azalması ve kendi topraklarında yeni bir hayat kurma umudu, büyükşehirlerin getirdiği ağır ekonomik yüklerle birleşince kitlesel bir "gönüllü geri dönüş" dalgası başlattı.
Evet, sokaklarımızdaki o yoğun mülteci nüfusu azalıyor. Ancak bu durum, Türkiye’nin göçmen ajandasının tamamen kapandığı anlamına mı geliyor? Kesinlikle hayır.
Göçmen Denince Sadece "Suriyeli" mi Anlıyoruz?
Toplumsal hafızamızda göç meselesi o kadar çok Suriye kriziyle özdeşleşti ki, ne zaman bu konuyu konuşsak gözümüzün önüne sadece bu tablo geliyor. Oysa madalyonun diğer yüzü oldukça geniş bir coğrafyaya uzanıyor.
Suriyelilerin geri dönüşüyle metropollerde açılan boşluk, göç gerçeğinin bittiğini değil, sadece aktörlerinin ve coğrafyasının değiştiğini gösteriyor.
Bugün Suriyeli nüfusu azalırken, Orta Asya ülkelerinden ve Orta Doğu’nun diğer istikrarsız bölgelerinden gelen düzensiz veya yasal göçmen varlığı halen hayatımızın tam merkezinde. Kimisi hizmet sektöründe, kimisi tarımda, kimisi de ağır sanayide iş gücü olarak yer tutmaya devam ediyor. Yani göç dinamikleri bitmiş değil; sadece kabuk değiştiriyor.
Büyükşehirlerdeki bu gözle görülür azalma, toplumsal psikoloji açısından şüphesiz rahatlatıcı bir nefes. Savaşın bitmesiyle insanların kendi topraklarına dönmesi, göçün doğası gereği en sağlıklı sonuçtur.
Fakat Türkiye’nin coğrafi konumu, küresel istikrarsızlıklar ve bölgesel ekonomik cazibesi göz önüne alındığında, göç yönetimi her zaman masamızda kalacak hayati bir dosya.
Bugün Suriyelilerin eve dönüşünü izlerken, yarın Orta Asya veya Güney Asya kaynaklı yeni mobilite türlerine karşı daha kurumsal, daha seçici ve daha planlı politikalar geliştirmek zorundayız.
