KESK’TEN İŞ BIRAKMA EYLEMİ

GÜNDEM 14.01.2026 - 14:46, Güncelleme: 14.01.2026 - 14:46
 

KESK’TEN İŞ BIRAKMA EYLEMİ

KESK Kocaeli Şubeler Platformu öncülüğünde Eğitim Sen, TÜM BEL-SEN ve BES üyeleri İzmit Vergi Dairesi önünde iş bırakma eylemi ve basın açıklaması yaptı. Emekçiler artan hayat pahalılığına karşı “emeğimizin karşılığını istiyoruz” dedi

KESK’e bağlı sendikalar Eğitim Sen, TÜM BEL-SEN ve Büro Emekçileri Sendikası (BES), insanca yaşam talebiyle Kocaeli’de iş bırakma eylemi gerçekleştirdi. KESK Kocaeli Şubeler Platformu öncülüğünde düzenlenen eylem kapsamında sendika üyeleri İzmit Vergi Dairesi önünde bir araya gelerek basın açıklaması yaptı. Açıklamada, artan enflasyon, eriyen maaşlar ve adaletsiz gelir dağılımına dikkat çekilirken, “geçinemiyoruz” vurgusu öne çıktı. “GEÇİNEMİYORUZ” KESK adına açıklama yapan dönem sözcüsü Yeliz Yılmaz Karstarlı, “Geçinemiyoruz! İnsanca bir yaşam için bugün hizmet üretmiyoruz! Emeğimizin karşılığını istiyoruz! Hepimizin hak ettiği insanca yaşam koşulları için bugün en temel hakkımızı, üretimden gelen gücümüzü kullanıyor, iş bırakıyoruz. Emeğimizin karşılığı için ülkenin dört bir yanında g(ö)revdeyiz! Bize neden iş bırakıyorsunuz? Ne talep ediyorsunuz?  Diye soranlara cevabımız nettir. Yıllardır ‘geçinemiyoruz’ diye haykırıyoruz. Ancak ülkeyi yönetenler bu haykırışa kulak tıkıyorlar. Duymazdan geliyorlar. Geçinemiyoruz! Çünkü: TÜİK’in sahte verilerine göre bile en yüksek enflasyon sırlamasında dünya beşinciliğine yükselen bir ülkede yaşıyoruz. Genel enflasyondan gıdaya, kiradan eğitime enflasyonun her türünde AB ve OECD ülkeleri içinde açık ara birinci sırdayız. AB ülkelerinin yıllık enflasyonu bizde sadece bir ayda yaşanıyor.  “HER YIL AYNI TABLO”   Buna rağmen her yıl aynı tablo ile karşılaşıyoruz.   Maaşlarımız Merkez Bankası’nın hiçbir zaman tutmayan enflasyon tahminine, TÜİK’in sahte verilerine göre arttırılıyor. En son 5 Ocak’ta açıklanan TÜİK verilerine göre maaşlarımız Ocak ayından itibaren yüzde 18,60 aratacak. Ama bununun içinde enflasyon farkı da var. Yani her defasında yaptıkları şeyi tekrar ediyorlar. Yaşadığımız gerçek enflasyonun yarısına denk gelmeyen verileri altışar aylık dilimler halinde enflasyon farkı, maaş zammı diye yutturuyorlar. Dolayısıyla gerçek tablo şudur: Kamu emekçileri olarak 2026’ya taban aylıklarımıza yapılacak bin TL seyyanen artış dâhil ortalama yüzde 12,5 maaş zammı ile girdik. Buna karşın 1 Ocak’tan itibaren toplu taşımadan, sağlıkta katılım paylarına, muayene ücretlerinden köprü ve otoyol geçiş ücretlerine kadar her kaleme bizim maaşlarımıza yapılan artışın en az iki katı kadar zam yapıldı. “CEBİMİZE GİRMEDEN ERİYECEK”   Kiralara maaş artışımızın neredeyse 3 katı, %35 zam yapıldı. Aralıkta 55 bin lira maaş alan bir memur, 25 bin lira kira ödüyordu. Ocak’ta maaşı enflasyon farkı dâhil 66 bin lira oldu. Ama kirası 33 bin 720 liraya çıktı! Yani maaşzammı diye verilenin çoğu kiraya gitti. Kalanı ise adaletsiz gelir vergisi dilimleri ile lime lime edilecek.  Cebimize girmeden vergiye gidecek, buharlaşacak. Tekrar ediyoruz. Bu tablo ile ilk defa karşılaşmıyoruz.  “Toplu sözleşme” adı altında her seferinde sergilenen danışıklı dövüş oyunlarının faturası daha fazla yoksulluk, daha fazla güvencesizlik olarak bizlere kesiliyor. Öte yandan bu tablo sadece iktidarın eseri değildir. Bu tabloda yıllardır bir sendikadan öte iktidarın memur kolları gibi faaliyet yürütenlerin de önemli payı vardır. Hatırlayalım, yandaş konfederasyon sözcüleri daha bu Ağustos’ta KESK olarak bizim en başından beri söylediğimiz şeyleri tekrar ettiler mi? “Hakem Kurulu işverenin noterine dönüşmüştür. Bu kuruldan memurların lehine bir şey çıkmaz” dediler mi? Bu nedenle Hakeme başvurmayacaklarını açıkladılar mı? “SÖZLERİNİ UNUTTULAR”   Ama ne yaptılar? Sözlerini unutup, çağrılır çağrılmaz nefesi Hakem Kurulu toplantısında aldılar. Süreci parlamentodaki bütçe görüşmelerine kadar sürdürme, o zamana kadar tüm kamu emekçilerinin ortak talepleri için hep birlikte mücadele etme çağrılarımıza kulak tıkadılar. İşverenin noteri dedikleri Hakem Kurulu toplantısına katıldılar. İş işten geçtikten sonra da kalkıp “biz oy kullanmadık” diyerek kendilerini aklamaya çalıştılar.  Tüm bunlar nafile çabalardır. Hepimiz biliyoruz ki bugün içinde bulunduğumuz tablo iktidar, yandaş konfederasyonlar ve Hakem Kurulundan oluşan ittifakın ortak eseridir. Bizler hangi sendikanın üyesi olursak olalım günden güne daha fazla yoksullaşırken iktidar sözcüleri bozuk bir plak gibi aynı nakaratı tekrarlayıp duruyorlar. “İşçimizi, memurumuzu, emeklimizi enflasyona ezdirmedik, ezdirmeyeceğiz” diyorlar “Eski Türkiye devri bitti. Yeni Türkiye dönemine geçtik” diyorlar. Oysa bu ülkenin emeği ile geçinen tüm kesimleri gibi bizler de eski günlerimizi arar hale geldik. En düşük maaşımızla 10 yıl önce 17 adet çeyrek altın alınırken bugün 6 adet bile alınamıyor.    “10 YIL ÖNCE MAAŞIMIZIN DÖRTTE BİRİ YETİYORDU”   10 yıl önce kiraya maaşımızın dörtte biri yetiyordu. Bugün yarısı bile yetmiyor. 25 yıl önce emekli olduğumuzda ikramiyemiz ile ortalama standartlarda bir ev alabiliyorduk. Bugün 10 yaşında ikinci el bir otomobil bile alamıyoruz. 25 yıl önce ortalama emekli aylığımız asgari ücretin 2 katıydı. Bugün asgari ücretin dahi altına inmiş durumda. Geldiğimiz noktada sadece asgari ücret değil, en düşük memur emeklisi aylığı da tarihimizde ilk defa açlık sınırının altında kaldı. Ortalama maaşlarımız yoksulluk sınırının yarısına geriledi. Peki, neden bu noktaya geldik? Çünkü ülkeyi yönetenler yıllardır biz ne zaman emeğimizin karşılığını istesek ‘kaynak yok’ diyorlar. “Bütçe imkânlarımız kısıtlı” diyorlar. Oysa sorun kaynak sorunu değil, kaynakların kimin için harcandığı sorunudur. Son bütçede bir kez daha gördük. Tüm vergi yükünü yine bizlerin omuzlarına yıktılar.  
KESK Kocaeli Şubeler Platformu öncülüğünde Eğitim Sen, TÜM BEL-SEN ve BES üyeleri İzmit Vergi Dairesi önünde iş bırakma eylemi ve basın açıklaması yaptı. Emekçiler artan hayat pahalılığına karşı “emeğimizin karşılığını istiyoruz” dedi

KESK’e bağlı sendikalar Eğitim Sen, TÜM BEL-SEN ve Büro Emekçileri Sendikası (BES), insanca yaşam talebiyle Kocaeli’de iş bırakma eylemi gerçekleştirdi. KESK Kocaeli Şubeler Platformu öncülüğünde düzenlenen eylem kapsamında sendika üyeleri İzmit Vergi Dairesi önünde bir araya gelerek basın açıklaması yaptı. Açıklamada, artan enflasyon, eriyen maaşlar ve adaletsiz gelir dağılımına dikkat çekilirken, “geçinemiyoruz” vurgusu öne çıktı.
“GEÇİNEMİYORUZ”
KESK adına açıklama yapan dönem sözcüsü Yeliz Yılmaz Karstarlı, “Geçinemiyoruz! İnsanca bir yaşam için bugün hizmet üretmiyoruz! Emeğimizin karşılığını istiyoruz! Hepimizin hak ettiği insanca yaşam koşulları için bugün en temel hakkımızı, üretimden gelen gücümüzü kullanıyor, iş bırakıyoruz. Emeğimizin karşılığı için ülkenin dört bir yanında g(ö)revdeyiz! Bize neden iş bırakıyorsunuz? Ne talep ediyorsunuz?  Diye soranlara cevabımız nettir. Yıllardır ‘geçinemiyoruz’ diye haykırıyoruz. Ancak ülkeyi yönetenler bu haykırışa kulak tıkıyorlar. Duymazdan geliyorlar. Geçinemiyoruz! Çünkü: TÜİK’in sahte verilerine göre bile en yüksek enflasyon sırlamasında dünya beşinciliğine yükselen bir ülkede yaşıyoruz. Genel enflasyondan gıdaya, kiradan eğitime enflasyonun her türünde AB ve OECD ülkeleri içinde açık ara birinci sırdayız. AB ülkelerinin yıllık enflasyonu bizde sadece bir ayda yaşanıyor. 
“HER YIL AYNI TABLO”
 
Buna rağmen her yıl aynı tablo ile karşılaşıyoruz.   Maaşlarımız Merkez Bankası’nın hiçbir zaman tutmayan enflasyon tahminine, TÜİK’in sahte verilerine göre arttırılıyor. En son 5 Ocak’ta açıklanan TÜİK verilerine göre maaşlarımız Ocak ayından itibaren yüzde 18,60 aratacak. Ama bununun içinde enflasyon farkı da var. Yani her defasında yaptıkları şeyi tekrar ediyorlar. Yaşadığımız gerçek enflasyonun yarısına denk gelmeyen verileri altışar aylık dilimler halinde enflasyon farkı, maaş zammı diye yutturuyorlar. Dolayısıyla gerçek tablo şudur: Kamu emekçileri olarak 2026’ya taban aylıklarımıza yapılacak bin TL seyyanen artış dâhil ortalama yüzde 12,5 maaş zammı ile girdik. Buna karşın 1 Ocak’tan itibaren toplu taşımadan, sağlıkta katılım paylarına, muayene ücretlerinden köprü ve otoyol geçiş ücretlerine kadar her kaleme bizim maaşlarımıza yapılan artışın en az iki katı kadar zam yapıldı.
“CEBİMİZE GİRMEDEN ERİYECEK”
 
Kiralara maaş artışımızın neredeyse 3 katı, %35 zam yapıldı. Aralıkta 55 bin lira maaş alan bir memur, 25 bin lira kira ödüyordu. Ocak’ta maaşı enflasyon farkı dâhil 66 bin lira oldu. Ama kirası 33 bin 720 liraya çıktı! Yani maaşzammı diye verilenin çoğu kiraya gitti. Kalanı ise adaletsiz gelir vergisi dilimleri ile lime lime edilecek.  Cebimize girmeden vergiye gidecek, buharlaşacak. Tekrar ediyoruz. Bu tablo ile ilk defa karşılaşmıyoruz.  “Toplu sözleşme” adı altında her seferinde sergilenen danışıklı dövüş oyunlarının faturası daha fazla yoksulluk, daha fazla güvencesizlik olarak bizlere kesiliyor. Öte yandan bu tablo sadece iktidarın eseri değildir. Bu tabloda yıllardır bir sendikadan öte iktidarın memur kolları gibi faaliyet yürütenlerin de önemli payı vardır. Hatırlayalım, yandaş konfederasyon sözcüleri daha bu Ağustos’ta KESK olarak bizim en başından beri söylediğimiz şeyleri tekrar ettiler mi? “Hakem Kurulu işverenin noterine dönüşmüştür. Bu kuruldan memurların lehine bir şey çıkmaz” dediler mi? Bu nedenle Hakeme başvurmayacaklarını açıkladılar mı?
“SÖZLERİNİ UNUTTULAR”
 
Ama ne yaptılar? Sözlerini unutup, çağrılır çağrılmaz nefesi Hakem Kurulu toplantısında aldılar. Süreci parlamentodaki bütçe görüşmelerine kadar sürdürme, o zamana kadar tüm kamu emekçilerinin ortak talepleri için hep birlikte mücadele etme çağrılarımıza kulak tıkadılar. İşverenin noteri dedikleri Hakem Kurulu toplantısına katıldılar. İş işten geçtikten sonra da kalkıp “biz oy kullanmadık” diyerek kendilerini aklamaya çalıştılar.  Tüm bunlar nafile çabalardır. Hepimiz biliyoruz ki bugün içinde bulunduğumuz tablo iktidar, yandaş konfederasyonlar ve Hakem Kurulundan oluşan ittifakın ortak eseridir. Bizler hangi sendikanın üyesi olursak olalım günden güne daha fazla yoksullaşırken iktidar sözcüleri bozuk bir plak gibi aynı nakaratı tekrarlayıp duruyorlar. “İşçimizi, memurumuzu, emeklimizi enflasyona ezdirmedik, ezdirmeyeceğiz” diyorlar “Eski Türkiye devri bitti. Yeni Türkiye dönemine geçtik” diyorlar. Oysa bu ülkenin emeği ile geçinen tüm kesimleri gibi bizler de eski günlerimizi arar hale geldik. En düşük maaşımızla 10 yıl önce 17 adet çeyrek altın alınırken bugün 6 adet bile alınamıyor. 
 
“10 YIL ÖNCE MAAŞIMIZIN DÖRTTE BİRİ YETİYORDU”
 
10 yıl önce kiraya maaşımızın dörtte biri yetiyordu. Bugün yarısı bile yetmiyor. 25 yıl önce emekli olduğumuzda ikramiyemiz ile ortalama standartlarda bir ev alabiliyorduk. Bugün 10 yaşında ikinci el bir otomobil bile alamıyoruz. 25 yıl önce ortalama emekli aylığımız asgari ücretin 2 katıydı. Bugün asgari ücretin dahi altına inmiş durumda. Geldiğimiz noktada sadece asgari ücret değil, en düşük memur emeklisi aylığı da tarihimizde ilk defa açlık sınırının altında kaldı. Ortalama maaşlarımız yoksulluk sınırının yarısına geriledi. Peki, neden bu noktaya geldik? Çünkü ülkeyi yönetenler yıllardır biz ne zaman emeğimizin karşılığını istesek ‘kaynak yok’ diyorlar. “Bütçe imkânlarımız kısıtlı” diyorlar. Oysa sorun kaynak sorunu değil, kaynakların kimin için harcandığı sorunudur. Son bütçede bir kez daha gördük. Tüm vergi yükünü yine bizlerin omuzlarına yıktılar.

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve kocaeliyenihaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.