Hafta başında "Artık kışlıkları kaldırmanın vakti geldi" derken, Rusya üzerinden süzülüp gelen o keskin soğuk hava dalgasıyla sarsıldık. Baharın o ılık rüzgarlarını bekleyen vatandaş, kapının önünde buz gibi bir sürprizle karşılaşınca neye uğradığını şaşırdı.
Sadece üşümekle kalsak yine iyi; bu ani hava değişimi ülkemizin pek çok noktasında tabiri caizse hayatı felç etti. Bazı illerimizde gökyüzü delinmişçesine yağan yağmurlar sokakları nehre çevirirken, maalesef sel felaketlerini de beraberinde getirdi. Daha da endişe verici olanı ise, coğrafyamıza pek de alışık olmadığımız hortum görüntüleriydi.
Montlardan Tişörtlere
Görünen o ki, o meşhur "hırka mevsimi" artık nostaljik bir anıdan ibaret kalacak. Baharın tadını çıkarmaya, çiçeklerin açışını izlemeye fırsat bulamadan kendimizi bir anda yaz sıcaklarının kucağında bulacak gibiyiz.
"Doğa artık kademeli geçişleri sevmiyor; ya donduruyor ya kavuruyor."
Peki, bu uç noktalar arasındaki savruluş bizi nereye götürüyor? Uzmanlar uyarıyor: Baharı yaşamadan yaza atlamak, sadece gardırobumuzu değil, tarımımızı, sağlığımızı ve ekolojik dengemizi de altüst ediyor.
Hava durumunu sadece günlük değil, saatlik takip etmek artık bir lüks değil, zorunluluk.
Baharın o güzel yüzünü doya doya görebileceğimiz, felaketlerden uzak, dengeli günler dileğiyle...
