Yaklaşık otuz yıl önce, insanlığa pırıl pırıl parlayan bir teknoloji ütopyası satıldı. İnternetin sınırları ortadan kaldıracağı, bilginin serbestçe dolaşarak dünyayı eşitleyeceği ve sivil teknolojilerin küresel barışı getireceği söylendi.
Hepimiz bu pembe rüyaya inandık, akıllı cihazlarımızı cebimize koyduk ve dijital dünyanın sunduğu konfora kendimizi bıraktık.
Ancak bugün geldiğimiz noktada acı bir gerçekle yüzleşiyoruz: Bize vadedilen o özgürlük dünyası, yerini devasa bir bağımlılık ağına bıraktı.
Geçtiğimiz günlerde İstanbul'da düzenlenen Türkiye Yapay Zeka Zirvesi'nde, BAYKAR Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar'ın yaptığı çarpıcı açıklamalar, tam da bu dijital illüzyonun perdesini aralıyor. Bayraktar'ın dikkat çektiği en hayati nokta, artık bağımsızlığımızı tehdit eden en büyük unsurun sınırlarımıza yığılan konvansiyonel ordular olmadığı gerçeğidir.
Bugün tehdit çok daha derinde; tedarik zincirlerimizde, veri merkezlerimizde ve doğrudan cebimizdeki cihazlarda. Karşımızda, veri ve yapay zeka üzerinden yeni bir sömürge düzeni inşa eden "teknokapitalist küresel bir tahakküm" var.
Gönüllü Esaretin Dijital Prangaları
Bu yeni nesil tahakkümün en tehlikeli yanı, geçmişin kaba diktatörlükleri gibi tankla, tüfekle ya da zorbalıkla gelmemesidir. Milyarlarca insanı adeta bir uyuşturucu gibi müptela kılan bu sistem, hayatlarımıza "gönüllü bir esaret" olarak sızdı.
Kullanım sözleşmelerini okumadan onayladığımız uygulamalar, beğeni butonları ve algoritma girdapları, bizi fark ettirmeden küresel teknoloji tekellerinin veri madenlerine dönüştürdü.
Bugün yapay zeka algoritmalarını elinde tutan birkaç küresel şirket, sadece ne satın alacağımıza karar vermiyor; ne düşüneceğimizi, neye inanacağımızı ve nasıl hissedeceğimizi de manipüle ediyor.
İşte bu yüzden, konvansiyonel savunma sanayisinde elde edilen başarıları, dijital dünyada da göstermek bir tercih değil, egemenlik şartıdır.
Kurtuluş Reçetesi: Teknolojik Dayanışma İttifakı
Peki, bu dijital kuşatmayı nasıl kıracağız? Selçuk Bayraktar'ın zirvede ortaya koyduğu vizyon, bu boyunduruktan kurtulmanın formülünü net bir şekilde çiziyor
Dijital egemenlik
verinin ham maddeden çok daha değerli olduğu bu çağda, kendi verini korumak, kendi yapay zeka ekosistemini inşa etmek ve açık kaynaklı teknolojilere yatırım yapmaktır.
Türkiye'nin bu yolda attığı adımlar ve Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından açıklanan Türkiye Yapay Zeka Vizyonu ve Eylem Planı, bu bağımsızlık mücadelesinin stratejik yol haritasıdır.
Ancak bu devasa küresel tekellerle tek başına mücadele etmek kolay değil. Tam da bu noktada Bayraktar'ın "Teknolojik Dayanışma İttifakı" çağrısı büyük bir vizyon barındırıyor.
