Yılın ilk altı ayında 13 bin 131 kez kullanılan Engelsiz Taksi.. Erişilebilirlik denince akla ilk gelen genelde rampalar, asansörler, geniş kapılar oluyor. Oysa mesele bazen çok daha basit bir noktada düğümleniyor: Evden çıkabilmek. Bu hizmetin değeri de tam burada ortaya çıkıyor; sağlık, eğitim, spor, sosyal yaşam... İnsanların "sıradan" dediği ne varsa, o sıradanlığa erişimi mümkün kılıyor.
Büyükşehir Belediyesi'nin tekerlekli sandalye kullanan vatandaşlar için yürüttüğü Engelsiz Taksi hizmeti, yılın ilk altı ayında tam da bu kadar kez devreye girmiş. Yani günde ortalama yetmiş küsur kez, birileri evinden çıkıp bir yere ulaşabilmiş; çünkü kapısının önünde onu bekleyen, inip binmesine uygun bir araç varmış.
Sözü fazla uzatmadan asıl meseleye gelelim: Türkiye'de engelli bireyler için "ulaşım özgürlüğü" hâlâ çoğu zaman kâğıt üzerinde kalan bir kavram. Kaldırımlar, toplu taşıma araçları, hatta bazı resmi kurumların girişleri bile bu özgürlüğü kısıtlıyor. Böyle bir tabloda, randevuyla çalışan ve liftli minibüslerle kapıdan kapıya hizmet veren bir sistemin varlığı küçümsenecek bir ayrıntı değil.
Rakamların arkasındaki hayatlar
16 liftli minibüsle 12 ilçeye yayılan bu hizmetin asıl kıymeti, istatistikte değil, o istatistiği oluşturan tek tek yolculuklarda gizli. Diyaliz merkezine zamanında yetişebilen bir hasta, fizik tedavisini aksatmadan sürdürebilen bir çocuk, sınavına ya da dersine geç kalmayan bir öğrenci, bir kültür etkinliğine -sadece izleyici değil, o şehrin bir parçası olarak- katılabilen bir yurttaş.
Temennimiz, bu örneğin hem Kocaeli'de büyüyerek devam etmesi hem de diğer şehirlere ilham olması. Çünkü bir kentin gerçek anlamda erişilebilir sayılabilmesi için, hiçbir tekerleğin değmediği bir yol kalmaması gerekiyor.
