Son günlerde Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta yaşanan olaylar, toplumumuzun birçok kesimini derinden etkiledi. Çocuklarımız, ne kadar küçük yaşta olsalar da bu olayların ağırlığını hissediyorlar. Anaokulundan liseye kadar tüm öğrenciler, güvende olma arzusunun yanında, eğitim süreçlerinin duraksaması nedeniyle kaygı içindeler. Okulların tatil olmamasına rağmen öğretmenlerin iş bırakması, öğrencilerin okuldan uzaklaşmasını beraberinde getiriyor. Ancak burada yalnızca güvenlik önlemlerinin artırılmasının yeterli olmayacağı gerçeğiyle yüzleşmemiz gerekiyor.
Eğitim, sadece okulda değil, aynı zamanda ailede başlar. Ebeveynlerin çocuklarına yönelik tutumları, onların eğitim hayatını direkt etkiliyor. Öğretmenlere karşı sergilenen olumsuz davranışlar, çocukların eğitim ortamındaki saygı anlayışını zedeliyor. Bugün veliler, öğretmenin çocuklarına nasıl davranması gerektiğini sorgularken, öğretmen-veli ilişkisi giderek zayıflıyor. Oysa ki öğretmenler, çocukların gelişiminde önemli bir yere sahip, desteklenmeleri ve saygı görmeleri gerekiyor.
Geriye dönüp baktığımızda, öğretmenlerimize ve eğitimcilerimize duyulan saygı, aile içinde şekillendirilen bir bilinci lanse ediyordu. "Eti senin, kemiği benim" akılda kalan bir felsefeydi. Anne ve babalar, yanlış davranışlar karşısında öğretmenleri savunarak, çocuklarını ahlak ve değer sistemlerine göre yetiştirmeye çalışıyorlardı. Ancak günümüzde, bu değişen değerler büyüme çağındaki bireyleri olumsuz yönde etkiliyor; saygı ve sevgi unutuluyor.
Bugün, toplum olarak bu olumsuz gidişata dur demek zorundayız. Aksi takdirde ilerleyen yıllarda çocuklarımızın eğitim hayatı büyük bir kayba uğrayabilir. Okul önlerinde emniyet güçlerinin varlığı önemli olsa da, asıl değişim ailede ve toplumda gerçekleşmeli. Eğitim sistemini iyileştirmenin yanı sıra, çocuklarımıza doğru değerleri ve etik anlayışı kazandırmak için elimizi taşın altına koymalıyız.
Sonuç olarak, güvenlik güçlerine düşen görevlerinin yanı sıra, ailelerin de çocuklarını geleceğe en iyi şekilde hazırlama sorumluluğu var. Eğitim, sadece bir kurum içerisinde değil, hayatın her alanında, her bireyin birbirine olan saygısı ile mümkündür. Bu değişimi sağlamak için toplumun tüm katmanlarının üzerine düşeni yapması elzemdir. Gelecek, bu anlayışla şekillenecek ve çocuklarımızın yararına olacak bir eğitim ortamı yaratmak, hepimizin sorumluluğudur.
Kalın Sağlıcakla
