Bayram bitti, ertelenen birçok konu yeniden gündemimize geldi.
Bunların başında da üniversite sınavı var. Sınava sayılı günler kala birçok gencin bayramda bile ders çalıştığını görmek, bu sınava ne kadar büyük anlamlar yüklendiğini bir kez daha gösterdi. Oysa bir sınavın sonucu, bir insanın değerini ve geleceğini belirleyecek tek ölçü değildir.
Ne yazık ki bazı aileler, çocuklarını motive etmek isterken onları başkalarıyla kıyaslayabiliyor. “Bak, herkes çalışıyor, sen yeterince çalışmıyorsun” gibi cümleler destek olmak yerine baskıyı artırıyor. Bu süreçte gençlerin en çok ihtiyaç duyduğu şey, eleştirilmek değil; anlaşılmak, desteklenmek ve kendilerine güvenildiğini hissetmektir.
Çocuklarımıza bu sınavın önemli olduğunu ama hayatın tamamı olmadığını anlatmalıyız. Başarı sadece üniversite kazanmakla ölçülmez; her insanın yeteneği, hedefi ve hayata tutunma biçimi farklıdır. Gençlerin günlük yaşamdan kopmadan, sağlıklı bir psikolojiyle de başarılı olabileceklerine inanmaları gerekir.
Unutmayalım ki bir genç kolay yetişmiyor. Herkesin üniversite mezunu olması şart olmadığı gibi, herkesin başarı hikâyesi de aynı değildir. Kazansa da kazanmasa da hiçbir gencin umutlarını kaybetmesine izin vermemeliyiz. Çünkü geleceği inşa eden şey yalnızca sınav sonuçları değil, özgüveni ve umudu korunan gençlerdir.
Kalın sağlıcakla
