Vecdi ŞENEMRE
Köşe Yazarı
Vecdi ŞENEMRE
 

MİDEMİZİ VE CEBİMİZİ BOZAN DALGA

Ramazan sonrası sofraların bir anda eski tempoya dönmesi, pek çok kişiyi beklemediği bir tabloyla karşı karşıya bıraktı. Bayram ziyaretleri, ağır yemekler, tatlılar, gazlı içecekler derken; mide bulantısı, ishal ve hafif ateş şikâyetleri adeta elden ele yayıldı. Birçok kişi bayramı hastane koridorlarında geçirmek zorunda kaldı. “Salgın var” denildi, insanlar tedirgin oldu ama sağlık çalışanlarının hızlı müdahalesi ve organize yapısı sayesinde kimse sahipsiz kalmadı. Kısa sürede alınan hizmet, sistemin zor anlarda da ayakta durabildiğini gösterdi. İl Sağlık Müdürü Yüksel Pehlivan’ın yaptığı “Korkulacak bir durum yok” açıklaması, toplumda oluşan paniği bir nebze olsun azalttı. Aslında yaşanan tablo, büyük oranda mevsim geçişlerinde sıkça karşılaştığımız, vücudun dengesini zorlayan bir süreç. Ramazan boyunca kısıtlanan öğün düzeninin bir anda bozulması, üstüne ani hava değişiklikleri eklenince, beden doğal olarak isyan bayrağını çekti. Sorun, çoğu zaman abartıldığı kadar büyük olmasa da bize şunu hatırlattı: Vücudumuza yaptığımız her ani değişikliğin bir faturası var. Havaların dengesizliği de işin tuzu biberi oldu. Bir gün kısa kollu gömlekle gezip terlerken, ertesi gün mont giysen üşür hâle geliyorsun. Bu sert ve istikrarsız hava değişimi, bağışıklık sistemini zorluyor, vücudu savunmasız bırakıyor. Bir yanda klima ile serinleyen mekanlar, diğer yanda ani soğuyan geceler; sonuç yine aynı: halsizlik, kırgınlık, enfeksiyonlar… Yani hastalık sadece virüslerden değil, bizim yaşam alışkanlıklarımız ile hava koşullarının kurduğu ortak baskıdan da besleniyor. Bütün bunlar yetmiyormuş gibi, bizi hasta eden bir başka “görünmez ateş” de cebimizi yakıyor: akaryakıt zamları. Mazotun litresi 100 TL’yi görürse kimse şaşırmasın deniyor ve bu cümle, artık abartı gibi değil, yakında kapımızı çalacak bir gerçeklik gibi duruyor. Mazot fiyatı arttıkça, tarladaki üründen market rafına, şehir içi ulaşımdan kargo maliyetine kadar her şeyin üzerine zam gölgesi düşüyor. “İğneden ipliğe” ifadesi, bugün tam anlamıyla hayat buluyor. Dünyada savaşın uzaması, enerji ve yakıt fiyatlarındaki dalgalanmayı neredeyse kaçınılmaz kılıyor. Bu sadece bir ekonomi başlığı değil; sofrasına koyduğu ekmeği, çocuğuna aldığı sütü, işe giderken ödediği yol parasını düşünen milyonlarca insanın sağlığını da etkileyen bir süreç. Çünkü stres, kaygı ve geçim derdi; mide ağrısı, uykusuzluk ve psikolojik yıpranma olarak geri dönüyor. Ramazan sonrası yaşadığımız mide bulantısı ve ishal ne kadar “geçici” ise, akaryakıta gelen zamların yarattığı baskı da o kadar kalıcı bir gölge gibi üzerimize çöküyor. Bu tablo bize şunu fısıldıyor: Sadece beden sağlığımızı değil, ekonomik sağlığımızı da koruyamadığımız sürece, gerçek anlamda “iyi olmak” pek mümkün değil. Kalın sağlıcakla  
Ekleme Tarihi: 22 Mart 2026 -Pazar

MİDEMİZİ VE CEBİMİZİ BOZAN DALGA

Ramazan sonrası sofraların bir anda eski tempoya dönmesi, pek çok kişiyi beklemediği bir tabloyla karşı karşıya bıraktı. Bayram ziyaretleri, ağır yemekler, tatlılar, gazlı içecekler derken; mide bulantısı, ishal ve hafif ateş şikâyetleri adeta elden ele yayıldı. Birçok kişi bayramı hastane koridorlarında geçirmek zorunda kaldı. “Salgın var” denildi, insanlar tedirgin oldu ama sağlık çalışanlarının hızlı müdahalesi ve organize yapısı sayesinde kimse sahipsiz kalmadı. Kısa sürede alınan hizmet, sistemin zor anlarda da ayakta durabildiğini gösterdi.

İl Sağlık Müdürü Yüksel Pehlivan’ın yaptığı “Korkulacak bir durum yok” açıklaması, toplumda oluşan paniği bir nebze olsun azalttı. Aslında yaşanan tablo, büyük oranda mevsim geçişlerinde sıkça karşılaştığımız, vücudun dengesini zorlayan bir süreç. Ramazan boyunca kısıtlanan öğün düzeninin bir anda bozulması, üstüne ani hava değişiklikleri eklenince, beden doğal olarak isyan bayrağını çekti. Sorun, çoğu zaman abartıldığı kadar büyük olmasa da bize şunu hatırlattı: Vücudumuza yaptığımız her ani değişikliğin bir faturası var.

Havaların dengesizliği de işin tuzu biberi oldu. Bir gün kısa kollu gömlekle gezip terlerken, ertesi gün mont giysen üşür hâle geliyorsun. Bu sert ve istikrarsız hava değişimi, bağışıklık sistemini zorluyor, vücudu savunmasız bırakıyor. Bir yanda klima ile serinleyen mekanlar, diğer yanda ani soğuyan geceler; sonuç yine aynı: halsizlik, kırgınlık, enfeksiyonlar… Yani hastalık sadece virüslerden değil, bizim yaşam alışkanlıklarımız ile hava koşullarının kurduğu ortak baskıdan da besleniyor.

Bütün bunlar yetmiyormuş gibi, bizi hasta eden bir başka “görünmez ateş” de cebimizi yakıyor: akaryakıt zamları. Mazotun litresi 100 TL’yi görürse kimse şaşırmasın deniyor ve bu cümle, artık abartı gibi değil, yakında kapımızı çalacak bir gerçeklik gibi duruyor. Mazot fiyatı arttıkça, tarladaki üründen market rafına, şehir içi ulaşımdan kargo maliyetine kadar her şeyin üzerine zam gölgesi düşüyor. “İğneden ipliğe” ifadesi, bugün tam anlamıyla hayat buluyor.

Dünyada savaşın uzaması, enerji ve yakıt fiyatlarındaki dalgalanmayı neredeyse kaçınılmaz kılıyor. Bu sadece bir ekonomi başlığı değil; sofrasına koyduğu ekmeği, çocuğuna aldığı sütü, işe giderken ödediği yol parasını düşünen milyonlarca insanın sağlığını da etkileyen bir süreç. Çünkü stres, kaygı ve geçim derdi; mide ağrısı, uykusuzluk ve psikolojik yıpranma olarak geri dönüyor. Ramazan sonrası yaşadığımız mide bulantısı ve ishal ne kadar “geçici” ise, akaryakıta gelen zamların yarattığı baskı da o kadar kalıcı bir gölge gibi üzerimize çöküyor. Bu tablo bize şunu fısıldıyor: Sadece beden sağlığımızı değil, ekonomik sağlığımızı da koruyamadığımız sürece, gerçek anlamda “iyi olmak” pek mümkün değil.

Kalın sağlıcakla


 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve kocaeliyenihaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.