Siyasette bazen yıllar süren mücadeleler dengeleri değiştirir, bazen de tek bir hamle bütün ezberleri bozar. Türkiye siyasetinde bugün yaşanan tablo da tam olarak buna benziyor. Yıllardır ana muhalefet kimliğiyle anılan CHP, ilk kez bu konumunu ciddi biçimde tartışır hâle geldi.
Henüz yeni kurulan bir partinin kısa sürede ana muhalefet tartışmalarının merkezine oturması ise yalnızca Türk siyasetinde değil, dünya siyasetinde de ender görülebilecek bir gelişme olarak kayıtlara geçebilir. Bu durum, sadece sayısal bir değişim değil, aynı zamanda muhalefetin geleceğine ilişkin önemli soru işaretlerini de beraberinde getiriyor.
Bu süreçte dikkat çeken açıklamalardan biri de Muharrem İnce'den geldi. "Geri gelmenin ne kadar kötü bir şey olduğunu bildiğim için CHP'den ayrılmıyorum." sözleri, ilk bakışta kişisel bir tercih gibi görünse de satır aralarında güçlü bir siyasi mesaj taşıyor. Bu açıklama, CHP'den ayrılarak yeni oluşumlara yönelen isimlere dolaylı bir eleştiri niteliği taşıyor. Çünkü siyaset yalnızca bugün alınan kararlarla değil, yarın o kararların nasıl değerlendirileceğiyle de şekilleniyor.
El sıkışmalar, ortak fotoğraflar ve verilen birlik mesajları elbette siyasetin doğal görüntüleridir. Ancak seçmenin sandıkta verdiği karar, çoğu zaman bu görüntülerden çok daha farklı dinamiklerle oluşur.
Bugün aynı masada oturanların yarın aynı siyasi hedefte buluşacağının garantisi yoktur. Türk seçmeni geçmişte defalarca gösterdi ki, duygusal değil, sonuç odaklı değerlendirme yapabiliyor. Bu nedenle siyasi hesapların gerçek karşılığı ancak sandık açıldığında ortaya çıkacaktır.
Asıl merak edilen ise CHP'nin önündeki hukuki süreçtir. Eğer mahkemeden kurultayın iptaline ya da yeni bir kurultay kararına ilişkin farklı bir sonuç çıkarsa, bugün partiden ayrılan isimler geriye dönüp kararlarını yeniden sorgular mı?
"Acaba acele mi ettik?" sorusunu kendilerine yöneltirler mi? İşte bu soruların cevabı, yalnızca CHP'nin değil, muhalefetin tamamının geleceğini belirleyebilir. Çünkü siyaset bazen en büyük pişmanlıkların yaşandığı alanlardan biridir.
Kesin olan tek gerçek ise tarihin değişmeyen kuralıdır: Bölünmeler, siyasi hareketlere çoğu zaman güç kazandırmaktan çok güç kaybettirmiştir. CHP'nin bundan sonraki süreçte eski ağırlığını koruyup koruyamayacağını zaman gösterecek. Ancak görünen tablo, partinin geçmişte sahip olduğu siyasi etkisini yeniden yakalamasının kolay olmayacağını işaret ediyor.
Önümüzdeki dönem, yalnızca bir partinin değil, Türkiye'deki muhalefet anlayışının da yeniden şekilleneceği kritik bir dönemeç olmaya aday görünüyor.
Kalın sağlıcakla
