Anadolu denince zihnimizde canlanan o vakur, sabırlı ve yiğit insan portresi, şimdilerde akıllı telefonların ön kamerasında can çekişiyor. Sosyal medyanın "keşfet" sevdası, dağdaki çobandan köydeki ağaya kadar herkesi birer "içerik üreticisine" dönüştürürken, ortaya çıkan tablo maalesef bir kültürel Rönesans değil, tam bir trajikomik maskaralık halini aldı.
Bugün dijital mecralarda karşımıza çıkan manzara yürek sızlatıyor: Ahmet Arif’in mısralarını fon müziği yapıp tespih sallayan sözde köy ağaları mı dersiniz; Ahmet Kaya’nın "Başkaldırıyorum" ezgisi eşliğinde mafyatik pozlar kesen, racon kesmeyi yiğitlik sanan gençler mi? Ya da Mehmet Akif’in o ağırbaşlı, vatan kokan dizelerinin arasına serpiştirilen anlamsız börtü böcek videoları...
Kültürümüzün yüzyıllık birikimi olan şiirlerimiz, türkülerimiz ve değerlerimiz, Adsense’ten gelecek üç beş kuruşluk reklam geliri uğruna fütursuzca anlamsızlaştırılıyor. Derinliği olan ne varsa, sığ bir videonun fon gürültüsüne dönüştürülüyor.
Yaşlılık Artık Bir Hikmet Değil, Bir "Malzeme"
Bu yozlaşmanın en acı tarafı ise kuşaklar arası saygının "izlenme sayısı" uğruna kurban edilmesi. Kendi şaklabanlıkları izleyiciyi doyurmaya yetmeyen gençler, artık evlerindeki ak saçlı ihtiyarları, pir-i fanileri kamera karşısına oturtup onları komik duruma düşürerek prim yapmaya çalışıyor. Dedeler, nineler; torunlarının dijital oyuncağı haline getirilmiş durumda. Anadolu’nun o meşhur "el öptüren" ağırlığı, yerini "beğeni toplatan" birer figüranlığa bırakmış.
Gerçekten de öyle. Şairin alın teriyle yoğurduğu dize, bestecinin bağrından kopardığı ezgi; bugün bir dijital çöplüğün içinde çiğneniyor. Anadolu insanı, o karakteristik vakur duruşunu bir kenara bırakıp "maskaralık" yarışına girdikçe, aslında sadece kendini değil, koca bir mirası da tüketiyor.
Bu gidişat sadece birer "komik video" meselesi değildir; bu, sosyolojik bir yaradır. Kendi değerini üç beş cente satan bir anlayışın, yarın çocuklarına miras bırakacağı tek şey, içi boşaltılmış bir geçmiş ve kimliğini kaybetmiş bir gelecek olacaktır.
Anadolu’nun asaletini, dijital mecraların ucuz alkışlarına kurban etmeyelim. Çünkü giden sadece izlenme dakikaları değil, bir milletin karakteridir.

