Her canlının biyolojik bir ömrü vardır. Ömrü tamamlayınca da ölür. İnsanlar,
hayvanlar, bitkiler doğarlar, büyürler ve de ölürler. Bu durum Allah’ın değişmez
yasasının bir sonucudur.
Allah’ın yasasında, sünnetinde, kaderinde, ölçüsünde herhangi bir değişiklik söz
konusu olmaz. Güneş doğar ve batar. Gece gündüzü takip eder. Aylar ve
mevsimler birbirini takip eder. Çocuk emeklemeden ayağa kalkamaz, ayağa
kalkmadan yürüyemez, doğar doğmaz konuşamaz.
Allah’ın fizik, kimya, biyoloji kanunlarında değişiklik olmadığı gibi sosyal
kanunlarında da değişiklik yoktur. Nasıl ki her canlının bir eceli varsa her
milletin de bir eceli/ömrü vardır.
Bu ecel veya ömür değişmez yasalara bağlı kalarak milim şaşmadan işler.
Milletler doğar, büyür, gelişir, ihtiyarlar ve de ölürler. Milletlerin teşkilatlanmış
şekli olan devletler de kurulur, büyür ve ölürler.
İçinde yaşadığımız Anadolu coğrafyasının bir imparatorluklar mezarlığı
olduğunu unutmayalım. Hititlerin, Friglerin, Lidyalıların, Urartuların,
Selçukluların, Roma ve de Osmanlı imparatorluklarının Anadolu’da kurulup
Anadolu’da yıkıldığını hiçbir zaman unutmayalım.
Kurulan devletlerin uzun süre yaşaması veya yaşamaması Allah’ın koyduğu
sosyal kanunlara bağlıdır. Eğer devletleri teşkilatlandıran milletler hayatın her
noktasında adalet üzere hareket ederek hukukun üstünlüğünü tesis ederse,
vazifeleri ehliyet ve liyakat esasına dayanarak ehline verirlerse, bütün işlerini
ortak akıl ile hareket ederek istişareyi ikmal ederlerse, doğruluktan vazgeçmez,
hayata evrensel ahlakın ilkelerini ikame ederlerse o devletler uzun süre dimdik
ayakta kalırlar.
Aksi takdirde Milletler: Adaletten uzaklaşıp, görevler ehliyetsiz/liyakatsiz
insanlara verilirse, ortak akıl istişare terk edilirse, evrensel etik kurallar kulak
ardı edilirse, ahlaksızlık ve zulüm milletlere egemen olursa, Allah’ın değişmez
sosyal kanunu devreye girer, o milletler ve onların oluşturduğu kurumlar ayakta
kalamaz.
Büyük Müslüman düşünür İbn-i Haldun milletlerin çöküş alametlerini şöyle
sıralar: Uluslarda dayanışma yok olursa, üretim zayıflarsa, tüketim çılgınlığı
tavan yaparsa, vergiler artarsa, adaletsizlik yaygınlaşırsa, göç hızlanırsa, gurur
ve kibir artarsa, gösteriş hayat tarzı haline gelirse, dalkavukluk kıtalar gezerek
meslek haline gelirse işte o milletlerin ve milletlerin oluşturdukları kurumlarının
ruhuna Fatiha okuma zamanı çok yaklaşır.
Son söz olarak Allah’ın İlahi mesajı ile bitirelim ‘’Her Ümmetin bir eceli
vardır; onların eceli gelince ne bir saat ertelenebilir ne de bir saat öne
alınabilir.’’ Araf suresi 34 Yaratanın ortaya koyduğu sosyal yasalara, kadere,
ölçülere, sünnetullaha bağlı kalan milletler ve kurumlar dimdik ayakta kalır,
bağlı kalmayan milletler ve kurumlar tarihin tozlu sayfalarında yerini alırlar.
Selam ve dua ile.
Ali Kemal EREN
