Zulüm kelimesi lügatte; Her türlü baskı, haksızlık, adaletsizlik, insafsızlık,
eziyet, kıyım, hak yeme, işkence, gaddarlık, despotluk olarak tanımlanır. Bu
eylemleri yapan kişiye de zalim denir.
Dili, dini, ırkı, cinsiyeti ne olursa olsun, kim zulüm yapıyorsa zalimdir.
Zalim kimden olursa olsun, sizden olmuş, ya da bizden olmuş fark etmez.
Zalimin karşısında, mazlumun yanında durmak her şeyden önce insan olmanın
gereğidir.
16 Mart 2003’te Gazze’nin Refah şehrinde Filistinlilerin evlerinin yıkılmasını
engellemek isterken, İsrail ordusuna ait bir buldozer tarafından ezilerek
öldürülen Rachel Corrie, ‘’Zulüm bizdense, ben bizden değilim’’ diyerek tarihe
altı kırmızı kalemle çizilen önemli bir not düştü.
Fıtratı bozulmamış her insan, her türlü zulme karşı çıkar. Kimi eliyle zulmü
ortadan kaldırır, kimi diliyle, kimi de sadece kalbiyle buğuz eder. Lakin hiçbir
namuslu, haysiyetli, vicdanlı insan evladı zulüm karşısında sessizliğe gömülerek,
görmedim/duymadım/bilmiyorum diyerek üç maymunu oynayamaz.
Musevi/Yahudi bir ailenin evladı olan Rachel Corrie 24 yaşında, daha
ömrünün baharında İsrail zulmüne meydan okuyarak Siyonist İsrail buldozerin
paletleri altında kalarak hayatını kaybetti.
Eğer bugün, Siyonist İsrail’in 1948 yılından bu yana Filistin’de işlediği soykırım
suçuna karşı, dünyanın her tarafından farklı dinlerden, inançlardan vicdanlı
insanlar Sumud Filoları ile Gazze’ye uygulanan ablukayı kırmak için Akdeniz’de
seyri sefer yapıyorsa, dünyanın her tarafında vicdanlı insanlar ayağa kalkıyorsa,
meydanları, stadları doldurup Siyonist İsrail’in zalim olduğunu haykırıyorsa
bunun anlamı şudur; Musevi Rachel Corrıe’nin direniş ruhu dünyanın her
tarafında hayat bulmuştur.
Allah son ilahi mesajında ‘’Zalimlerden başkasına karşı düşmanlık yoktur’
(Bakara 193) buyurmaktadır. Dinine, diline, ırkına, cinsiyetine bakmadan zalimin
karşısında, mazlumun ise yanında durmak yaradanın insanların fıtratına
kodladığı bir zorunluluktur. Ancak bu zorunluluğa, fıtratı dumura uğramış ve
insanlığını yitirmiş olanlar sessiz kalır.
Alemlere rahmet olarak gönderilen Muhammed (AS) ‘’Cihadın en faziletlisi
zalim sultanın karşısında hakkı adaleti söylemektir’’ Ebu Davut, Tirmizi, Nesai.
Her çağda ve dönemde insanların çoğu, maalesef dünyevi korkularından,
endişelerinden, çıkarlarından dolayı bırakın zalimlerin karşısında durmayı, hakkı
ve adaleti söylemekten bile kaçınmışlardır.
Bu acziyetlerine söyle de bir mazeret uyduruyorlar ‘’Doğru konuşanı dokuz
köyden kovarlar’’ Peki senin rabbin ne emrediyor ‘’Emrolunduğun gibi
dosdoğru ol’’ Peki sen Fatiha suresinde Ya Rabbi ‘’ Bizleri dosdoğru yola ilet’’
diye dua etmiyor muyuz?’’
Okuyoruz ama anlamıyoruz, anlıyoruz ama çıkarlarımız, korkularımız,
endişelerimiz bu ilahi emirlerin gereğini yerine getirmeye izin vermiyor, reel
politika dediğimiz bir ilkesizliğe ayak uydurmayı tercih ediyoruz.
Bizleri yaratan rabbimiz İlahi mesajında buyuruyor ki ‘’Zalimlere meyletmeyin
sonra size ateş dokunur’’ (Hud 113) Zulme, haksızlığa, kötülüğe, adaletsizliğe,
ahlaksızlığa bırakın destek olmayı; sessiz kalarak meylederseniz sonra bu
zulmün ucu size dokunur. Ne güzel söylemiş atalarımız ‘’Zulüm ile abad olanın
ahiri berbat olur’’ Ne diyor Pakistanlı Müslüman düşünür Muhammed İkbal:
‘’Zulmeden dindardan daha kötüsü, zalim bizdendir diye susan dindardır’’
Selam ve dua, Rachel Corrie’lerin yolundan giderek ‘’Zulüm bizdense, ben
bizden değilim’’ diyebilen dünya insanların üzerine olsun.
Ali Kemal EREN
15 HAZİRAN 2026
